Telefon: 0 531 846 1782

Haber Detay

İşçi Alacağı Davası Ve İşçinin Hakları Nelerdir?

İşçilik alacağı izin ücreti

4857 sayılı İş kanunu işçi lehine düzenlenmiş olup işçiyi koruyucu geniş haklar tanınmıştır. İş kanunda yer alan bazı kurumlar şunlardır;

I. İşverenin işçiye eşit davranma yükümlülüğü, hem Anayasa hem de 4857 sayılı  İş Kanunu’ndan doğan bir yükümlülüktür. İlgili hükümlere göre iş ilişkisi kurulurken, kurulduktan sonra veya sonra ermesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri nedenlere dayalı ayrım yapılamaz. Uygulamaya bakıldığında ise, işçiler arasında cinsiyete dayalı, işçinin farklı bir yaşam tarzını benimsemiş olması veya siyasi açıdan işverenden farklı düşüncelere sahip olması gibi ve daha birçok nedenden kaynaklı olarak işçinin ayrımcılığa maruz kaldığı görülmektedir. Söz konusu uygulamaların tamamı kanun koyucu tarafından yasaklanmış ve sonucu itibari ile belirli bir yaptırıma bağlanmıştır. Buna göre; iş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıda açıklanan hususlara aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminat ve yoksun bırakıldığı haklarını talep edebilecektir. Bu konuda bir ayrımcılık yapıldığına ilişkin iddiasını işçi ispat edecektir. 

II. İşe iade davası; iş sözleşmesi işverence geçerli bir nedene dayandırılmadan feshedilen işçinin işe iade davası açma hakkı bulunur. Şartları ise kısaca, tarafların iş kanununa tabi olması, davayı açacak işçinin en az 6 aydır o işverenin işyerinde çalışıyor olması, işyerinde en az 30 işçinin çalışıyor olması, işçi ile işveren arası sözleşmenin belirsiz süreli olması ve işçinin işverenin vekili konumunda olmaması da gerekir. Bu saymış olduğumuz şartlar oluştuğunda işçinin işe iade davası açarak işverenden işe iadesini isteyebilir.

III. İş kazası sonucu tazminat davası; işçinin iş kazası sonucu uğradığı maddi ve manevi zararlarını işverenden ve iş kazasına sebep olan üçüncü kişilerden talep ettiği bir davadır. Burada iş kazası tanımından anlaşılması gereken ise işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle, bir işverene bağlı olarak çalışan işçinin, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, emziren kadın işçinin, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özre uğratan olaydır. Görüldüğü gibi iş kazası denildiğinde sadece işin görüldüğü yer olarak anlaşılmamalı geniş yorumlanmalıdır.

IV. Hizmet tespiti davası; çalıştığı süre içerisinde SGK’ya sigorta bildirimi hiç yapılmamış veya primleri eksik bildirilmiş işçinin, sigortasız çalıştığı bu süreyi sigortalı çalışmış gibi telafi etmek maksadı ile çalıştığı hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde açabileceği bir davadır.

V. İşçinin iş sözleşmesini haklı nedenle fesih hakkı; İş sözleşmesinin feshi kural olarak geçerli bir sebebe dayanmalıdır. İşçinin kanunda belirli başlıklarla düzenlenen hallerde iş akdini haklı sebeple fesih hakkı bulunur. 

  • Sağlık Sebepleri; İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa ve işçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa haklı sebeple fesih nedenidir. 
  • Ahlak ve İyi Niyet Kurallarına Uymayan Haller; İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa, işçinin veya aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa veya işçiye veya aile üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse yahut işçiyi veya aile üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler yahut işçiye ve aile üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnat veya ithamlarda bulunursa bu durumlar işçi için haklı sebeple fesih nedenidir.  
  • Zorlayıcı Sebepler; İşçinin çalıştığı iş yerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa işçiye haklı nedenle fesih hakkı doğacaktır.

VI. İşçinin Ücret Alma Hakkı; Ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutarı ifade etmektedir. İşçinin; ücret, prim, ikramiye ve benzer nitelikteki her çeşit mali hakkı, Türk parası ile iş yerinde ve özel olarak açılan bir banka hesabına ödenmelidir. Ücretler en geç ayda bir kez ödenir. Ancak iş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile bu süre 1 haftaya kadar indirilebilir. İş sözleşmelerinin sona ermesinde, işçinin ücreti ile sözleşme ve kanundan doğan diğer mali hakları ve menfaatlerinin tam olarak ödenmesi zorunludur. İşçiler ücretlerinin ödenmemesi sonucunda iş görme edimlerini yerine getirmeme hakkına sahiptir. Ancak iş görme edimlerini yerine getirmediklerinde sözleşmeleri feshedilemez ve yerine başka işçi işe alınamaz. İşveren iş sözleşmesinde gösterilen sebepler dışında işçiye ücret kesme cezası verilemez. İşçinin ücret alacaklarından doğan davalar bakımından zaman aşımı süresi beş yıldır. 

VII. Fazla Mesai Ücreti ve Davası; İş kanunu 63. Maddesine göre “çalışma süresi haftalık 45 saattir.” Bu süreyi aşan her çalışma fazla mesai olarak nitelendirilir ve işçiye her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli fazlasınınödenmesi gerekir. Günde 11 saati aşmayacak şekilde serbestçe günlere bölünebilir. 11 saati aşan çalışmalar, haftalık çalışma süresi 45 saati aşmasa da fazla çalışma sayılır. Gece çalışmaları ise 7,5 saatten fazla olamaz. İş sözleşmesiyle çalışma süresi 45 saatin altında belirlenen işçilerin 45 saate kadar haftalık çalışmalarıysa fazla sürelerle çalışma olarak adlandırılır. Her bir fazla sürelerle çalışılan saat için normal saat başına düşen miktarın %25 fazlası ödenir. 

4857 sayılı İş Kanunu gereğince fazla süreli çalışma ücreti ise %25, fazla mesai ücreti %50 zamlı ödenmesi gerekmektedir.

VIII. Tatil Ücretleri ve Davası; İş Kanununa göre hafta tatili; altı iş günü çalışan ya da çalışmış gibi kabul edilen işçinin yedinci gün kesintisiz 24 saat boyunca sahip olduğu dinlenme hakkıdır. Hafta tatiline hak kazanabilmek için işçinin haftanın önceki günlerinde çalışmış bulunması zorunludur. Çalışılmayan hafta tatili günü için işveren tarafından bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücreti tam olarak ödenir. Ayrıca kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışmazlarsa bir iş karşılığı olmaksızın o günün karşılığı tam olarak ödenir. İşçi o günde ayrıca çalışıyorsa ayrıca bir günlük ücreti de ödenecektir.

IX. İşçinin Sigortalı Çalıştırılma Zorunluluğu ve Yıllık Ücretli İzin Hakkı; İşçinin sigortalı çalıştırılması, işverenin yasal bir yükümlülüğüdür. Sigortasız işçi çalıştırmak yasaktır ve kanun koyucu bu hususa ilişkin uygulanacak yaptırımlar öngörmüştür. 

İşçinin iş yerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış  olan işçilere yıllık ücretli izin verilir. İşçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresine bağlı olarak  14 gün ilâ 26 gün arasında değişmektedir. Yer altında çalışan veya 18 yaş altında olan işçilerin yıllık ücretli izin hakları özel olarak düzenlenmiştir.

X. Mola Hakkı; İşveren işçiye çalışma süresine göre belirlenen ara dinlenmesini kullandırmakla mükelleftir. Buna  ilişkin olarak işveren işin yönetimi ve işleyişine göre uygun bir zaman dilimi belirlemesi gerekir. Nitekim ara dinlenmesi; günlük çalışma süresi 4 saat veya daha kısa süreli işlerde 15 dakikadan, 4 saatten fazla ve 7,5 saate kadar (7,5 saat dahil) süreli işlerde otuz dakikadan, 7,5 saatten fazla süreli işlerde 1 saatten az olamaz.

XI. Süt İzni Hakkı; Anne sütü bebeklerin beslenmesi bakımından çok önemlidir. İş Kanunu’nda yer alan hükme göre, çalışan annelere süt emzirme izni bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için tanınmıştır. Süt emzirme izni günde toplamda bir buçuk saat olacak şekilde belirlenmiştir. Bu sürenin,  günün hangi saatleri arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını belirleme yetkisi sadece çalışan anneye  tanınmıştır.

XII. Sendika Hakkı; İşçilerin sendikal faaliyetlere katılımı da yasal olarak güvence altına alınmıştır. Buna göre; işçiler bir sendikaya üye olmaları veya olmamaları yada iş saatleri dışında sendikal faaliyetlerle ilgilenmeleri gibi nedenlerden dolayı işverence işten çıkarılamayacaktır. İşçiye bir sendikaya üyeliği dolayısı ile diğer işçilerden farklı bir muameleye yapmak ayrımcılık teşkil eder bu nedenle yasaktır ve işverenin işçilere eşit davranma yükümlülüğüne aykırıdır.

XIII. Kıdem ve İhbar Tazminatı; Kıdem Tazminatı; aynı iş yerinde en az 1 yıl çalışma süresine sahip işçinin kıdem tazminatı alacağı doğar. Kanunda sayılı nedenlerden biri ile iş sözleşmesinin sona ermesi halinde işçi tazminatını işverenden talep edebilir. Kıdem tazminatı ödenmeyen işçi,  dava açmak sureti ile tazminat bedelini işverenden talep edebilme hakkına sahiptir. 

İhbar tazminatı; iş sözleşmesini feshetmek isteyen işçi veya işveren kanunda belirtilen sürelerde (2 ilâ 8 hafta) karşı tarafa bu isteğini ihbarla yükümlüdür. İhbarda bulunulmadan feshedilen sözleşme için karşı tarafın tazminat hakkı doğar. Nitekim işçi veya işveren açacakları bir dava ile ihbar tazminatını talep edebilirler. 

İşçi Alacağı Davalarında Zamanaşımı

İşçilik alacakları içerisinde yer alan ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır. İşçi alacakları davalarında zamanaşımı yasal olarak alacağın türüne göre değişmektedir. Buna göre işçinin ücret alacaklarına ilişkin zaman aşımı süresi 5 yıldır. Yolluk, fazla çalışma ücreti, ikramiye  ve izin ücreti bu kapsamda değerlendirilmelidir.

İşçinin ihbar tazminat, kıdem tazminatı, kötü niyet tazminatı ve iş kazasından doğan alacakları bakımından söz konusu alacakların işçi ve işveren arasına yapılan iş sözleşmesinden kaynaklı alacaklar olması nedeni ile 25.10.2017 tarihine kadar 10 yıllık zaman aşımı süresi öngörülmüştü. 25.10.2017 tarihinden sonra ise İş Kanunu ek madde 3’e göre söz konusu tazminatlar için de zamanaşımı süresi 5 yıl olmuştur. Buna göre, 25.10.2017 tarihinden sonra iş sözleşmesi sona erenlerin tazminat alacakları için zamanaşımı süresi 5 yıldır ve bu süre yine iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. 

İşçi Alacağı Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme

İşçi alacağı davaları bakımından görevli mahkeme İş Mahkemesidir. Yetkili mahkeme bakımından ise işçi, davayı işin yapıldığı yer mahkemesinde açabileceği gibi davalının yerleşim yeri  mahkemesinde de açabilir. 09.07.2018

Haber Tarihi: 17 - Nisan - 2018